Bediüzzaman Said Nursi Sözleri

Bediüzzaman Said Nursi Sözleri

Bir harf katipsiz olmaz, bir kanun hakimsiz olmaz…
Hak’ka aşık olmayanın ,aşka hakkı olmaz.
Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz.
Beni dünyaya çağırma, Ona geldim fenâ gördüm.

Bak şu kâinat bostanına, şu zeminin bağına! Şu semânın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne dikkat et!..

Dünya seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alış-verişini yap, gel…

Nasıl ki bir tarlada ekilen bir nev-i tohum delâlet eder ki; o tarla, herhalde tohum sahibinin taht-ı tasarrufunda olduğunu, hem o tohum dahi, tarla mutasarrıfının taht-ı tasarrufunda olduğunu gösterir.

Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan benim abdime vermekte minnetiniz yoktur. Ve diyorki: “Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz.”

Hem arzın şu mezkûr hikmetlerden neş’et eden sür’atli tahavvülü ve devamlı tegayyürü iktiza eder ki; sekenesi de ona göre mazhar-ı tahavvülat olsun. Hem şu mahdud arz, hadsiz mu’cizat-ı kudrete mazhar olduğundandır ki, en mühim sekeneleri olan ins ve cinnin kuvalarına, sair zîhayatlar gibi fıtrî bir had ve hulkî bir kayıd konulmadığı için nihayetsiz terakki ve nihayetsiz tedenniye mazhar olmuştur. Enbiyadan, evliyadan tut, tâ nemrudlara, tâ şeytanlara kadar uzun bir meydan-ı imtihanları peyda olmuştur.

Zemin ile gökler, bir hükûmetin iki memleketi gibi birbirine alâkadardırlar. Ortalarında ehemmiyetli irtibat ve mühim muameleler vardır. Zemine lâzım olan ziya, hararet ve bereket ve rahmet gibi şeyler semadan geliyor, yani gönderiliyor. Vahye istinad eden bütün edyan-ı semaviyenin icmaı ile ve şuhuda istinad eden bütün ehl-i keşfin tevatürüyle, melaike ve ervah semadan zemine geliyorlar.

Hakikat ve hikmet ister ki: Zemin gibi, semavatın da kendine münasib sekeneleri bulunsun. Lisan-ı şer’îde o ecnas-ı muhtelifeye, melaike ve ruhaniyat tesmiye edilir. Evet, hakikat öyle iktiza eder.

Çünki yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-ı meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.

Ebedî ve sermedî olan bir cemalin seyirci müştaki ve âyinedar âşığı, elbette bâki kalıp ebede gidecektir.

Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim; gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim. Hiç ender hiçim; fakat bu mevcudatı birden isterim.

AIIah’ım madem sen varsın ve bâkisin, giden gitsin, sen bana yetersin.

Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük mes’elesi: İmanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır.

Zaman gösterdi ki; Cennet ucuz değil, Cehennem de lüzumsuz değil.

Evet bir şeyden her şeyi yapmak ve herşeyi bir tek şey yapmak, herşeyin hâlıkına has bir iştir.

“Madem vaad etmiş, yapacaktır.”
Namaz, ne kadar kıymetdar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır…
Bu kainat, gayet muntazam bir memleket, gayet muhteşem bir şehir, gayet müzeyyen bir saray hükmündedir;elbette onun bir Hakim’i, bir Malik’i, bir ustası vardır.

 

Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünki herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder.
Bir derdin dermanı, başka derde derd olur. Panzehiri zehir olur. Derman hadden geçerse derd getirir, öldürür.
Eyvah! Aldandık.
Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.
O zan sebebiyle bütün bütün zayi’ ettik.
Evet şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rü’ya gibi geçti.
Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider…

Bir önceki yazımız olan Dünya İle İlgili Sözler başlıklı makalemizde ahiret ile ilgili güzel sözler, ahiret ile ilgili resimli sözler ve dünya ile ilgili hadisler hakkında bilgiler verilmektedir.


CEVAP VER